En Sıcak Konular

Avni Özgürel
Radikal

Avni Özgürel
0 0 0000

Perdeyi kaldırmak



Tabloyu görmek için allame olmaya gerek yok. Oynanan oyunda tek hasım, tek hedef var: Tayyip Erdoğan! Yanına isimler yığılması, onun fotoğrafının çerçevesiz haliyle akla birtakım münasebetsiz sorular getirebileceği düşünüldüğü için. Neden başkaları değil de sadece Erdoğan? Cevap basit: Kontrol edilemezlik!
Erdoğan uluslararası ölçekte kurgulara uygun bir aktör değil. Hoşa giden gitmeyen yanlarıyla zihni dilinde bir adam. Sadece duygusal nedenlerle, yolun yarısında bile yapılmak istenenin yanlışlığına kanaat getirdiği an kurulmuş oyunu bozabilir, tereddütsüz pişmiş aşa su katabilir.
Siyaset sahnesine çıktığı günden bugüne Erdoğan'ın hayatına baktığınızda onun fayda ve doğru konusunda yaşadığı duygusal med-ceziri görebilirsiniz. Belediye başkanlığı sırasında ondaki pırıltıyı fark edip yanında saf tutan ve oyunun üzerine kurulması için kolları sıvayanlar 'Merak etmeyin biz idare ederiz' vaadiyle karar odaklarını ikna ederlerken, herhalde Erdoğan'ın bir konuda karar verdikten hatta kararını uygulamaya koyduktan sonra, sokakta karşılaştığı rastgele birinin kendisinin o ana kadar aklına gelmeyen bir gerekçeyle tuttuğu yoldan hoşnut olmadığını ifade etmesi üzerine fikir değiştirip geri dönecek mizaçta olduğunu hesap etmemişlerdi. Nitekim bu kişiler Erdoğan adına kimilerine vaadde bulunup onun çok az kişiye nasib olacak destekle sahneye çıkmasını sağladıktan sonra kendisini daha yakından tanıdıkları için, her önemli dönemeçte korku yaşadılar ve çoğu zaman taahhütte bulundukları çevreler nezdinde zor duruma düştüler. Uzun süre mehafilin 'Telaşlanmayın, telafi edeceğiz, acemilikten yaptı' diyerek oyalandığı dönem iki yıl önce bitti. Nihayet başlangıçta Erdoğan'a nisbet dolayısıyla oluşan 'muteber kişiler' halkası önce tenhalaştı, sonra çözüldü. Ama Erdoğan açısından bu kişilerin itibar kaybı öfke kaynağı oldu. Dün onu 'çevresine ışık ve umut saçan siyasetin yeni kutbu lider' diye takdim edenler, iktidar gücünün Başbakan'ı değiştirdiğini, onun artık kimseyi dinlemeyen, kendisinde keramet olduğuna inanan bir kişi haline geldiğini, bundan dolayı geçmişte karşı çıkmış olsalar da şimdi hakkındaki endişelerde haklılık payı olduğu düşünmeye başladıklarını söyler oldular.
Ve perde kalkmaya başladı.
Uluslararası sistemin güven duymadığı Erdoğan'ın saf dışı edilmesi sağlandığı takdirde AKP'ye vücut veren kitle desteğinin farklı bir yapıda muhafaza edilip edilemeyeceği sorusunda düğümlenen noktaya gelindi. Hayli zaman önce Erdoğan'ın Siirt'ten aday olup AKP'nin başına geçtiği günleri tahlil ederken, Türkiye siyasetini de içine alan uluslararası kurguyu TSK'nın bozduğunu yazmıştım. 28 Şubat sürecinin olanca ağırlığıyla kendisini hissettirdiği ortamda DGM'nin Siirt seçimleri öncesinde aldığı kararın; keza Yüksek Seçim Kurulu'nun Erdoğan'ın adaylığına itirazları oybirliğiyle reddetmiş olmasının ve CHP lideri Baykal'ın AKP'nin onun katılmasıyla daha güçlü bir rakip haline geleceğini bildiği halde Erdoğan'ın önünü açan sürece katkıda bulunmasının bir anlamı olması icab ettiğini vs.
O gün bunları yazarken orduya ABD'nin izlediği siyasetten duyulan endişenin hâkim olduğunu, Washington'un Türkiye açısından her türlü kötü senaryoya kapı açacağı düşünülen beklentilerini göğüslemeye muktedir yerli bir siyaseti arzuladığını biliyorum. Altı sene geçtikten sonra geriye baktığımızda söylenebilecek olan şudur: El'hak yanılmadılar.
Bugün kadim oyun yine sahnede.
Geçmiştekinin aksine şimdi birinin çıkıp rol çalmasına fırsat verilmek istenmiyor.
Erdoğan'ın tablo okumakta zorlandığını bilmiyor değilim. Ama bir yerlerde birilerinin geçmişteki hassasiyetlerini koruduğunu, ulusalcılıkla Amerikancılığın hatta İslamcılığın yan yana geldiği garip dizilişi anlamlandırmakta zorluk çekmeyeceğinden eminim. Dün bu oyun bozuldu, neden bir kere daha bozulmasın?



Bu yazı 1,178 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 18 Nisan 2010 Doğum gününde sevgiliyi hatırlamak...
    • 3 Ekim 2008 Gerçek gündem ve eğlence
    • 14 Ağustos 2008 Bir test, 2 bin ölü!
    • 30 Temmuz 2008 İddianamenin şifresi
    • 12 Temmuz 2008 Ordu ne düşünür?
    • 2 Temmuz 2008 AKP davası ve Ergenekon
    • 26 Haziran 2008 Travma!...
    • 21 Haziran 2008 Yeni dönemde Tayyip Erdoğan ve...
    • 12 Haziran 2008 Yargı kılıf işlevi görmeye başlarsa!..
    • 28 Mayıs 2008 Kritik dönemeç
    • 21 Mayıs 2008 Mahkeme nasıl kışkırtılır?
    • 14 Mayıs 2008 Sahtelik, devlet ve siyaset
    • 8 Mayıs 2008 Erdoğan’ın yol haritası
    • 30 Nisan 2008 CHP değişirse her şey değişir!..
    • 23 Nisan 2008 Laikliği masaya yatırmak!
    • 16 Nisan 2008 Perdeyi kaldırmak
    • 9 Nisan 2008 AKP nasıl kurtulmaz?
    • 2 Nisan 2008 Tayyip Erdoğan
    • 26 Mart 2008 Başımıza gelenler...
    • 19 Mart 2008 Siyasi tarihin ayıplı sayfaları

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,276 µs